Bir Yudum Kahve ve Birkaç Derin Nefes

Kendine ayırdığın küçük molalar, aslında en büyük yatırım olabilir. Bunu, yolun yarısı bitmişken farketmek insan oğlunun doğasında var sanırım.

Sabah aceleyle açılan gözler.
E-mailler.
Toplantılar.
Bildirim sesleri.
Biriken işler, alınması gereken kararlar, çözülecek problemler…

Ama tüm bu telaşın ortasında, bir an için durduğunu hayal et.
Sadece sen, sade bir kahve ve birkaç derin nefes.
İşte o an, senin gerçek molan.
Ve belki de en anlamlı yatırımın.

Küçük Molaların Büyük ve Büyülü Gücü

Hayat, aralıksız bir koşu değil. Aslında en verimli olanlar, doğru anlarda durabilenler. Çünkü bir duruş, sadece yorgunluğu hafifletmekle kalmaz; zihni toparlar, bedeni dengeler, kalbi hatırlatır.

Ara vermek, boşluk yaratmak değildir.
Ara vermek, kendine alan açmaktır.
O küçük alan, bazen yeni bir fikir, bazen bir çözüm, bazen de sadece huzur olabilir.

Günlük hayatın içinde bu küçük molaları yaratmak, zihinsel sağlığın, üretkenliğin ve genel yaşam kalitesinin temelidir. Bilim de bunu destekliyor: kısa süreli molalar, odaklanmayı artırıyor ve stresi azaltıyor (Wikipedia – Microbreak).


Kahve: Bir Ritüel Olarak Durmak

Bir fincan sade kahve, sadece bir içecek değil.
Kimi zaman bir sabah ayini, kimi zaman öğle arasında kendiyle buluşma bahanesi.

Sade kahvenin o yalın tadı gibi…
Kendinle kaldığın o anlar da süssüz ve gerçek olmalı.
Sessiz, sade, net.

Kahvenin sıcaklığı ellerini ısıtırken, zihninin de yavaş yavaş çözülmesine izin ver.
Bir yudumdan fazlası değildir bazen…
Ama o tek yudum, seni sana getirir.


Derin Nefesin Şifası

Dikkat ettin mi hiç, stresli anlarda nefesin nasıl kısalır?
Sanki dünya üzerine çöker de nefes almak bile zorlaşır.

Oysa birkaç derin nefes almak, sinir sistemini düzenler, kasları gevşetir, düşünceleri yatıştırır.
Ve bunun için hiçbir şeye ihtiyacın yok.
Ne bir cihaz, ne bir uygulama, ne de karmaşık teknikler.

Photo by Andrea Piacquadio: https://www.pexels.com/photo/man-in-green-and-brown-jacket-3782826/

Sadece sen ve bedenin.
İki elin kalbinin üstünde, gözlerin kapalı…
Burnundan yavaşça nefes al, 3 saniye tut, ağzından yavaşça ver.
Üç kez tekrarla.
Farkı hissedeceksin.


Kendine Dönmenin Kültürel Karşılıkları

Doğuda meditasyon, Batı’da kahve arası…
İsveçlilerin fika molası, Japonların ikigai arayışı…
Dünyanın dört bir yanında insanlar “an”da kalmanın, durmanın, yavaşlamanın yollarını arıyor.

Bu bir tesadüf değil.
Çünkü insan, doğası gereği soluklanmak ister.
Sadece beden değil; ruh da yorulur.
Ve yorgun bir ruhun tek ilacı farkındalıkla geçirilen küçük anlardır.


Gün İçinde Mini Molalar

Her şeyi değiştirmek zorunda değilsin. Bazen birkaç küçük adım bile yeterlidir.
İşte gün içinde uygulanabilecek bazı iyi vakit molaları:

  • Sabah kahveni sessizlikte iç: Telefona bakmadan, sadece pencereye bak ve yudumla.
  • 5 dakikalık nefes pratiği yap: Masanda otururken bile mümkün.
  • Kısa yürüyüşler planla: Sadece 10 dakikalık bir yürüyüş bile zihnini temizleye yetebilir.
  • Gözlerini kapatıp sadece kuş seslerini dinle: Şehirde bile kulağını verince fark ediliyor. Ya da bir ağacın gölgesinde dinlenirken deneyebilirsin.
  • Bir küçük defter tut: Her gün sadece 1 cümle yaz. “Bugün kendimi böyle hissediyorum.” Eline kalem almanın ve küçük notlar tutmanın verdiği his bir başka.
Photo by Michael Burrows: https://www.pexels.com/photo/dreamy-man-with-coffee-on-house-terrace-7125614/

Sürekli dış dünyaya odaklandığında iç sesin kısılır.
Ama bir an durduğunda…
O iç ses geri gelir.
Sana neyi özlediğini, neyi unuttuğunu, neye ihtiyacın olduğunu söyler.

Kendine ayırdığın her küçük zaman, bu sesi duyman için bir fırsattır.
Ve bu ses, hayatını şekillendiren en değerli şey olabilir.


Anadolu’da “bir soluklanalım” denir ya hani…

İşte o deyim, bu yazının kalbidir ve yolun yarısının bittiğinin göstergesidir.

İnsanın kendine iyi bakması, bazen bir çay demlemek, bazen kapı önüne oturup uzaklara bakmak, bazen de sabah kahvesiyle günaydın demektir.

Bu yazı da işte o sıcak, sade, içten cümlelerle örülmeye çalışıldı.


Hayat, büyük anlardan çok küçük farkındalıkların toplamıdır.
Bir yudum kahve, birkaç derin nefes…
Bunlar belki de günün en büyük hediyesidir kendine.

Unutma!
Zamanı durduramazsın.
Ama zaman içinde kendine bir yer açabilirsin.
Çünkü herkesin ihtiyacı olan tek şey, biraz yavaşlamak ve hatırlamak: “Bu hayat benim.”